Şarkı Sözleri
www.Mavilim.Net - SarkI sozleri , Siir , Arkadaslik hatti , Fikra , Itiraf , Yemek tarifleri , Chat , Sohbet , Resim , Oyun , Hoteller , Moteller: Forums

0 :: Başlığı Görüntüle - Seattle Supersonics
 SSSSSS   AramaArama   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olunÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun   LoginLogin 

Seattle Supersonics

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    0 Forum Ana Sayfası -> NBA Forum
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
andrewpasey
Babacan
Babacan


Kayıt: Jun 27, 2005
Mesajlar: 87

MesajTarih: Cmt Tem 30, 2005 3:25 am    Mesaj konusu: Seattle Supersonics Alıntıyla Cevap Ver

14 saniye

Basketbol çok ilginç bir oyun. Tek bir an, çok ufak bir hata, bütün sezonun özeti gibi kazınabiliyor kafanıza. Hatırlamaya çalıştığınızda, aklınıza o kareden başka bir şey gelmiyor. Belki de bu yüzden bu kadar seviyoruz, ya da sevdiğimizi zannediyoruz.

Ginobili, maçın bitimine 14 saniye kala top kenardan oyuna sokularak kendisine verildiğinde, kahverengi derinin üzerine bir öpücük kondurdu, arkasından driplingine başladı. Bu tip duygusal dışavurumları NBA'de oyun akarken görmeniz doğaldır; ancak onun yaptığı çok doğal, bir o kadar da sıradışı bir hamleydi, sanki toptan veya en azından saha içinde yer alan oyun içi bir unsurdan, yaptığı hareket kadar "sıradışı" bir yardım bekliyor gibiydi. Nitekim bu tip ince ayrıntısına kadar hesaplanmış son hücumlarda, savunma yapan takımdan asla yapmasını bekleyemeyeceğiniz bir hata geldi ve oyuna Duncan'ın başında durmak için giren Potapenko Ginobili'ye yapılan savunmaya saçma bir yardıma gidince, fatura kesildi.

Böylece Sonics'in sezonu, en başından süregeldiği şekilde, hak ettiği değeri alamayarak noktalandı. Demagoji yapmak istemem ama; takımın yazarı ve ben de dahil olmak üzere şu ligi takip edenlerden çok azı, Sonics'in post season'a kalacağını düşünüyordu, dahası 30 galibiyete bile şüpheyle bakıyordu pek çoğu. Öyle ya, geçen sezon 37 galibiyeti zar zor toparlayabilen takıma hiç bir ekleme olmamış, aksine tüm sezon takımın her gediğini bir parmağıyla tıkayan, verilen her işi bir şekilde layıkıyla yapan Brent Barry takımdan ayrılmıştı.

Ancak unutulan bir şey var ki, önceki sezonun başında Ray Allen 25 maç kaçırmış, onun dönmesinden ve Sonics'in playoff potasında tutunmaya başlamasından bir süre sonra da, takımın -üstlendiği ve üstesinden geldiği görevler açısından- en başarılı oyuncusu olan Barry sakatlanmış, bir türlü istikrar tutturulamamıştı. Zaten sezonun sonuna doğru meydana gelen bu önemli yara tedavi edilememiş ve kaybolan konsantrasyonun da yardımıyla Sonics playofftan uzak kalmıştı.

Peki ne oldu bu adamlara bu sene? Aradaki 15 galibiyet fark ve de NBA şampiyonuyla 6 maç boğuşacak sertlik, istikrar, inanç?.. Neydi bu kuvveti Sonics'e katan?

Talih + Zekâ + Plan = Başarı


Öncelikle takımın sakatlık açısından geçen sezona göre daha şanslı olması bir avantajdı. Kaçan maç sayılarına bakınca aldanılabilir, zira sakatlıklar hep kısa dönemli ve Sonics'in momentum sahibi olmadığı periyodlarda geldi ve çabuk çözümler bulunabildi. Mesela Allen 5, Lewis 10, Radmanovic ve Fortson 20'şer maç kaçırdılar ancak rotasyonun geniş tutulması ve oyuncuların farklı dönemlerde kısa süreli eksik olmaları sayesinde çok yara alınmadı.

Daha da önemli olan faktör coaching başarısı, ki bu bir sistem yaratmaktan değil, eldeki kadroyu verimli kullanmaktan kaynaklanıyor daha çok. Geçen sezon takımı körü körüne hızlı basketbola zorlayan, yoğun tempoda sakatlık veren, sakatlıklar sebebiyle oyunu da tutturamayan, dahası bu sene gayet yararlı olduğunu gördüğümüz bazı oyuncuları hiç kullanmayan McMillan; kanımca off-season'da doğruyu gördü ve takımın yapısıyla biraz oynadı.

Seattle'ın elindeki malzeme, sert ve ribaundçu pota altı adamları, çok düzgün ve yönlü iki tane skorer, biraz çelimsiz ancak yetenekli, saha içinde muhakkak destek alması gereken ikinci senesindeki bir oyun kurucu... Yedek sandalyesinde ise şutörden bozma bir point guard, gayet iyi ve uzun bir şutör, bir de intihar komandosu. McMillan oyunu üç adamın üzerine yıkarak setleri ve skoru onların üzerinden bulup; iki adamı da sürekli pota altını karıştırmak, hücum ribaundlarını zorlamak, perde yapmak gibi pis işlerle görevlendirdi; zaman zaman sert faulleri de -teknik faulleri zorlayacak kadar- kullanarak yıkılması çok zor bir bina inşa etti. Hayli kuvvetli Daniels ve hayli uzun Radmanovic'i de 30'ar dakika boyunca çeşitli pozisyonlara monte edip mismatch yarattı, onları üçüncü ve dördüncü skorer yaptı, 20+ sayı buldu. Tempoyla maç sırasında oynadı, Allen gibi oyun zekası ve mental sertliği çok üst seviyelerde dolaşan bir adam sayesinde saha içindeki disiplini de kaybetmedi.

Bir önemli faktör de, ligin en potansiyelli adamlarından biri olan ancak yıllardır bize kendini sorunlarıyla hatırlatan Rashard Lewis'in çok kısa bir sürede gece/gündüz misâli değişmesi, istikrar kazanması... Tabii ki takımdaki her oyuncu önemlidir, uzun bir dönem boyunca iyi oynadığı zaman, ancak takımın potansiyeli itibariyle ikinci adam olması öngörülen Lewis bu kadar düzgün bir sezon geçirince, takımın kadro kalitesi de "iyi"den "çok iyi"ye yükseldi, contender oldular bir nevi. 50 galibiyetin psikolojik barajını aşmalarında da en önemli etkendir benim izlediğim kadarıyla.

Playoff Macerası

Mükemmel başlayıp iyi biten normal sezonun ardından, tatlı bir rüya gibi gözüken 52 galibiyet ve playoff ilk turu rakibi olarak Sacramento Kings vardı elde. Grup birinciliği gibi eski güzel günleri hatırlatan çok önemli bir başarının tadını bile çıkaramadılar, zira herkes Kings'in hâlen Sonics'e ayarla daha tecrübeli, daha kuvvetli bir takım olduğunu söylüyor ve turu geçmek için favori gösteriyorlardı. Ancak Sacramento'nun çok başarılı 2002 playoffları dışında sertliğe karşı pek sıcak olmadığını biliyorduk ve artık Sonics sempatizanlarının oranı da, ligi medya dışında takip edenlerde epey yüksekti. Seriden çok fazla bahsetmeye gerek yok zira Alp önceki yazılarında irdelemiş ve noktayı koymuş.

İkinci tur rakibi San Antonio Spurs ise çok daha yenilmesi zor, hatta imkansız gözüken bir rakip olmakla birlikte, Duncan'ın bileğinin çok sağlıklı gözükmemesi ve arka alanının Sonics'e göre çok kuvvetsiz kalmasından dolayı bana bu turda elenme olasılığı bulunan, en azından 7'nci maçı olası gösteren bir ekip havası vermişti. Rakamsal olarak kafamdaki senaryo gerçekleşmese de, teorik olarak çok zor bir seri oldu her iki takım için.

Spurs'ün, Sonics'in Kings'i afallatan sertliğine "daha sert" cevap vereceği, tahmin etmesi zor bir olay değildi. Ancak SBC Center'daki ilk iki maçta özellikle göreceli olarak zayıf oldukları dış oyunculara karşı çok agresif ve faullü bir savunma yaptılar, takımın en önemli ismi Allen biraz oyun içi, biraz oyun dışı sertlikle müdafaa edildi, yılmamasına rağmen seriyi zorlanan bir bilekle oynamak durumunda kaldı, Radmanovic seriyi kapattı, Daniels da kapatabilirdi. Özellikle Bowen'ın "iyi savunmacı" etiketi altında Allen'a Çin işkencesi yaptığını ve bunun biraz hoş karşılandığını gözlemledim seri boyunca, bunda Allen'ın hücum alanında çok agresif olmasının da payı vardı (mâlum; bilek sakatlığının gerçekleştiği pozisyonda Allen, Bowen'ı da sürükleyerek drive ederken, altında kalan ayağına bastı meselâ) ancak kimse bu saatten sonra bana Bowen'ın temiz ve düzgün bir oyuncu olduğunu söylemesin rica ediyorum.

İlk iki maçı kaybettikten sonra, sakatlıkların ve farklı skorların doğurduğu bir moralsizlik vardı. Radmanovic'in ve seride yokları oynayınca dakikaları kısılan Fortson'un eksikliğinde çok eksik ve boyut olarak ufak bir rotasyonla kalmasına rağmen Sonics, bu maçta tempoyu kısabildiği kadar kıstı, sertliğin dozajını artırabildiği kadar artırdı, bir de Spurs rezalet bir serbest atış oranı tutturunca, galibiyeti koparmayı başardı. Eksiklerin yanında Lewis'in de tam performansını gösteremeyişi, bir sürpriz kahraman ihtiyacını ortaya çıkardı, Daniels'a vurdu piyango, baba müthiş bir son çeyrek oynadı. Akılda kalan sahneler vardı bu maçta, Allen'ın son periyodda sayı atamaması, Ginobili'nin son dakika içinde iki serbest atış kaçırması, Daniels'ın son hücumlarda tamamen tek tabanca takılması, Potapenko'nun Duncan'ı son pozisyonda iyi savunması.

Bir sonraki maç çok daha zor geçmeliydi, zira Lewis bu maçta hiç oynayamayacaktı. Ek olarak, Spurs gibi takımları iki maç arka arkaya yenmek zordur playofflarda, her zaman bir önceki maçtan ders almış şekilde çıkarlar sahaya. Ancak Sonics çalışmadıkları yerden sorunca cevapsız kaldılar. İleride adından bahsedeceğim, çok beğendiğim bir oyuncu olan Damien Wilkins bu maçta kahramanca bir oyun oynadı ve takımın ihtiyaç duyduğu herşeye biraz katkı sağladı. Luke serinin başında süründükten sonra bu maçta koptu ve üçüncü çeyrekte Allen ile birlikte skoru sürükledi. Ancak bu maçı asıl getiren faktör, sene içindeki maçta da yaptıkları gibi, takımı kısaltıp Duncan'a çok fazla odaklanmadan, dışardan atarak işi bitirmeleriydi. Allen da çok iyi bir günündeydi hakkını vermek gerekirse. Bir de, bu iki maçta McMillan gerçekten iyi iş çıkardı.

Beşinci maçta Popovich kariyeri boyu başvurmayı çok sevdiği bir "çaresizlik" hareketi yaptı ve Ginobili'yi tekrar ilk beşe aldı. Şanslıymış da, adam çıktı 40 sayı salladı ve yapacak pek birşey bırakmadı Sonics'e. Bu maçın ardından artık "Spurs'ün elenme olasılığı" mevzuunu bir kenara bırakmış, zevkli bir yedinci maça tav olmuştum.

Altıncı maçta, aynen üçüncü maçta olduğu gibi Sonics ölüm-kalım raddesinde oynadı, yavaşlattılar, sertleştirdiler; ancak bu sefer maç sonu ölümcül bir hata yapıp teslim oldular. Potapenko yerinde dursa maçı alırlar mıydı, bilemem; ancak öyle bir anda yapılacak hata değildi, dürüst olmak gerekirse.

Bence Sonics, Spurs'ü, en az rakibinin finalde karşılaştığı Pistons kadar zorladı bu seride. Onlardan daha sert oynamayı başarıp bu tip çirkin bir playoff basketbolu ile müstakbel şampiyonu iki kere üst üste yenebilmek hakikaten başarı. Ancak geçmişle yaşanmıyor, biraz da ileri bakmak lazım Sonics'in durumundaysanız. Biraz da "oooffff" season'dan bahsedelim.

İki sezon arası, Sonics için satranç zamanı


Yedi FA ve bir de koç problemi diye özetlersek durumu, korkutucu gözüküyor. Doğru tercihler yapmak gerekiyor bu tip durumlarda, elde iyi işleyen bir makine var ve bunun en kilit parçalarını tutup gediklerini de fazla maliyet çıkarmadan kapatabilirse Sonics çok fazla üzülmez. Ama doğru adamları tutmak çok önemli. Ben kendi çapımda bir analiz yapmıştım free agent'lar hakkında, ancak önce draft'te alınan arkadaşa kısaca değinmek gerek.

Draft'ten evvel adını bildiğim ender adamlardan biriydi Johan Petro. Birkaç senedir kulaktan kulağa nasıl potansiyelli bir adam olduğundan bahsediliyordu. Evvela 7 footer ve son iki yılda kilo alıp fiziğini epey kuvvetlendirdi. Hücum özellikleri henüz çok ham ancak gayet etkili kullandığı bir şutu var, yarım hook şeklinde. Gelgelelim Sonics'in pota altındaki diğer adamlar gibi sert oynamıyor, fazla top istemiyor vesaire. Kısacası adam henüz contender bir takımda süre alacak durumda değil, ileride faydalanılabilecek bir adam olması gerçeğini bir köşede tutarsak.

İkinci turda Lawrence Roberts adında bir adam alınmış, kendisini tanımam, bu sırada seçilmiş bir adamdan medet ummak da bize yakışmaz zaten.

Kısaca serbest kalan oyunculara değinmek gerekirse;

Ray Allen bütün sezon istikrarlı oynadı, şehirde çok sevilen bir adam, ligde üstüne takım kurulacak kalitede gardlardan biri, onlardan bir elin parmakları kadar var zaten. Muazzam bir şut mekaniğine ve yüzdesine sahip olmasına rağmen, skorunun ağırlığı bu vasfı üzerinde değildi sezon boyunca, takımın sert profiline paralel bir şekilde potaya saldırdı, faul çizgisine gitti, hepsinden önemlisi büyük maçlarda çoğunlukla büyük oynadı ve takımın hem ruhani, hem oyun olarak lideri oldu. Kesinlikle tutulması gerekir, ki 5 yıllığına 85 milyon dolara anlaşılmış kendisiyle, helâl-i hoş olsun.

Antonio Daniels takımın en önemli parçalarından biri, ilk beşteki bazı adamlardan, bench'tekilerin ise hepsinden önemli. Sadece skor yapıyor olması değil, gelecek sezon Murray'nin çok büyük ihtimalle takımda olmayacak olması sebebiyle Allen'ı yedekleyebilmesi, tecrübesi ve Luke'a katacakları, savunma yapabilmesi, onu çok özel bir oyuncu kılıyor. Ben olsam ne yapar eder kendisini tutar, Barry'de düştüğüm hataya düşmezdim.

Jerome James duygusal bir herif, Kings serisinden sonra kendisinin ve takım arkadaşlarının demeçleri sayesinde onun şehri, şehrin de onu sevdiğini gördük. Ancak yine kendisi de belirtti ki, Seattle'da mutlu olmasının yolu hücum ribaundu kovalamak ve perde yapmak gibi pis işlerden geçiyor, ki kanımca bunları yapmak için çok fazla para isteyecektir. Salınması gerektiğini düşünüyorum (ki kendisi Knicks ile anlaşmış, yerine de Dale Davis alınmış, bence güzel hareket, üstte saydığım sebeplerden dolayı).

Reggie Evans garip özelliklere sahip. Çok güçlü, ribaundçu, sert, vasatın üstü bir bire bir savunmacı, çok sıradışı bir de oyun heyecanına sahip. Uzun forvetlerde olması gereken bazı özellikleri barındırmamasına, hücumunun çok kısıtlı olmasına, post up oynayamamasına ve orta mesafe şut atamamasına rağmen, takımın olmazsa olmazlarından biri diye düşünüyorum. Şu andaki Sonics basketbol karakterine cuk oturmakla birlikte, Collison'la birbirlerini çok iyi tamamlıyorlar. Cüzi bir miktara tutulabileceğini de hesap ederek "kalmalı" diyorum.

Radmanovic çok vasıflı bir oyuncu. Uzun, çok iyi bir şutör, "fena sayılmaz" bir ribaundçu, bunların hepsi ek ücret demek kontratta. Ayrıca adam gibi süre (30 dakika alıyordu bu sene, daha ne istiyor acaba?) ve ilk beş garantisi istiyor yeni kontratında. Ben kendisine "güle güle" diyorum ve arkasından el sallıyorum. Nereye giderse gitsin overpaid olacak gibi geliyor bana, ihtiva ettiği mentalite ve sakatlanma ihtimali sebebiyle. Yine de seni tanımak güzeldi Vlad, yolun açık olsun. (Bu yazı üzerinde düşünürken aklıma hemen Toni Kukoc geldi, mükemmel bir seçim olur Sonics adına, hem de Alp daha bir sever takımı.)

Flip Murray yetenekli bir adam olduğunu gösterdi ancak yüksek bir para istemesi muhtemel, kalması gibi bir durumun dile getirildiğini de duymadım zaten hiç bir yerde.

Damien Wilkins hakkında yukarıda birşeyler söylemiştim. Kendisi bence bu oyundan hayli çakıyor. Bunu oyun zekası yüksek mânâsında söylemiyorum ancak oyundaki bütün hamlelerinde bir cinlik seziyorum, hiç umulmadık yerden gelip bir hücum ribaundu çekiyor mesela, kendini çok güzel boş bıraktırıyor, unutturuyor. Yedek olarak çok iyi bir tercih olur ki, makul bir paraya tutulacaktır diye tahmin ediyorum.

Koç mevzuunu en sona bıraktım, McMillan Portland'la anlaştı zira. Şu anda kendisini tutmamak intihar gibi gözükebilir, başarılı bir takımsınız, iyi-kötü işleyen bir sistem yaratmış koçunuzu, hem de takımın zor bir transfer döneminde bırakıyorsunuz. Oyuncuların bir kısmıyla anlaşmak daha zor olabilir böyle bir durumda, daha da garibi, off-season sona erdiğinde eldeki kadroyla aynı sistemi iyi kötü devam ettirebilecek bir adam yerine, tamamen yeni bir başlangıcı tercih ediyorsunuz. Zamanlama epey kötü.

Yine de ben McMillan'ın, arkasından ağlanacak çok önemli bir koç olduğunu düşünmüyorum. Bu seneki başarısına saygı duymakla beraber, takımın efsane oyuncusu olması, genç bir koç olması, geçen sezonki normalin altındaki başarısızlığın arkasından bu seneki başarının büyük bir aşama gibi gözükmesi, onu çok değerli gösterdi kanımca. Öncelikle iki sezon boyunca Sonics bir sisteme değil, karaktere bağlı oynadı, bu sene oyunculardan bazıları kariyerlerinde olmayan ekstra performanslar sergilediler, konferanstaki takımlardan bazıları ciddi düşüşler yaşadılar. Kısacası şans hep yanındaydı Sonics'in ve McMillan'ın. Şimdi Portland gibi çok fazla ve yoğun çalışması gereken bir ortamda bu kadar başarılı olması maalesef zor.

www.batug.com
_________________
güzelliği erdem süsler
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Yahoo Messenger MSN Messenger
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    0 Forum Ana Sayfası -> NBA Forum Tüm saatler GMT +10 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Powered by phpBB 2.0.7 © 2001 phpBB Group
phpBB port v2.1 based on Tom Nitzschner's phpbb2.0.6 upgraded to phpBB 2.0.4 standalone was developed and tested by:
ArtificialIntel, ChatServ, mikem,
sixonetonoffun and Paul Laudanski (aka Zhen-Xjell).

Version 2.1 by Nuke Cops © 2003 http://www.nukecops.com






Alan Adı tescil
eXTReMe Tracker

Sitenin tüm hakları MaviLim.Net ekibine aittir. Site en iyi 1024X768 şeklinde görüntülenir.

Web sitemiz PHP-Nuke (© 2003) kodlarına sahiptir. PHP-Nuke GNU/GPL lisansı altında dağıtılan ücretsiz yazılımdır.
Sayfa Üretimi: 0.143 Saniye