Şarkı Sözleri
www.Mavilim.Net - SarkI sozleri , Siir , Arkadaslik hatti , Fikra , Itiraf , Yemek tarifleri , Chat , Sohbet , Resim , Oyun , Hoteller , Moteller: Forums

0 :: Başlığı Görüntüle - Boston Celtics
 SSSSSS   AramaArama   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olunÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun   LoginLogin 

Boston Celtics

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    0 Forum Ana Sayfası -> NBA Forum
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
andrewpasey
Babacan
Babacan


Kayıt: Jun 27, 2005
Mesajlar: 87

MesajTarih: Cum Tem 15, 2005 9:01 pm    Mesaj konusu: Boston Celtics Alıntıyla Cevap Ver

1998 Drafti gecesi Paul Pierce'ın garip şekilde 10. sıraya düşmesine tekabül eder. Bu kesinlikle Allah'ın bir lütfuydu, hatta 2000 yılında sekiz yerinden bıçaklandıktan sonra hayata dönmesi yine Allah'ın biz Keltlere bir lütfuydu. Belki tek başına değil ama bir şekilde bize bir NBA takımı olduğumuzu hatırlattı. Bu adam, ki sekiz yerinden bıçaklanıp komadan çıktıktan sonra, doktorların "kolunu 15 gün havaya kaldırmayacaksın" talimatının ertesi günü çıkıp tek başına idman yapan, Amare Stoudemire'ın dirseğiyle dişleri dağılınca yedi saatlik ameliyata girip ertesi gün sahada harika bir maç çıkaran bir adam. Şimdi bu adamın takas edileceği konuşuluyor. Yazıya minibüsle girince ortam haliyle arabesk bir hal aldı. İyisi mi biz bu moddan çıkıp normale dönelim ve Pierce'ı, defalarca yattığı ameliyat masasına bir kez de biz yatıralım ve durum nedir, bir inceleyelim. Daha sonra drafte göz atarız belki.

Gerçek; ama doğru mu?
Doc Rivers'ın takımı başına gelmesiyle, Jim O'Brien'ın beş oyuncunun da 3-sayı çizgisinin arkasında beklediği veya topu PP ve Walker'a verip diğer oyuncuların onların ne yapacaklarını izlediği hücum sistemi, yerini herkesin eline top değdiği, topsuz oyun ve fast break'in ön plana çıktığı yüksek tempolu bir hücum şekline bıraktı. Takımın sayı ortalaması arttı, hücumlar daha keyif verici hale geldi. Bu tartışılmaz bir gerçek. Takımın bu şekilde başarılı olup olmayacağı, sistemin doğruluğu ayrı bir hadise ve bunu defalarca yazdık çizdik. Konumuz The Truth olduğu için bunları bir yana bırakıp Pierce'a dönelim...

Pierce, Doc gelmeden önce, hücumlarda topu domine eden, istediği anda istediği şekilde hücum etme özgürlüğüne sahip en önemli skor opsiyonumuzdu. Hücumda herşeyimiz ona bağlıydı.

Rivers'ın yeni oyun sistemi altında Pierce'ın yapması gereken, topsuz hareket etmek, picklerden çıkıp en iyi pozisyonda topu alıp şut atmak, yine bu şekilde topun sürekli dönmesi ve diğer oyuncuların da hücuma katılmasını sağlamaktı. İlk başlarda Pierce çok fazla fedakarlık yapmıyor, hücuma son katılan oluyor ve hücumda sık sık isolation oyunlara gidiyordu. Zaten Rivers, Pierce'ı bir hücuma yürüyerek katılması üzerine benche çekti ve bir anda spotlar PP ile Rivers üzerine çevrildi. Pierce'ın tepkisinin susup efendi efendi oynamak ve Rivers'ı mahçup etmek olması gerekirken, o bir dakika sonra oyuna döndüğünde maç çok kritik bir halde iken attığı üçlükten sonra (ki maçı çeviren basketti) dönüp Rivers'a doğru bağırmayı tercih etti.

Tamam, maç içerisinde yaşadığı şey onun duygularını en üst seviyeye getiriyordu belki ama yine de kendisine hakim olması gerekirdi. Verdiği bu çocukça tepki, Pierce'ın insanların gözündeki değerini az buçuk etkiledi. Zaten sezon başı hazırlık maçında Cavs benchine tükürmesi insanların Pierce'dan bekledikleri bir şey değildi ve belki de ilk kez Pierce'ın karakteri hakkında soru işaretleri oluşmuştu.

Sezon ilerledikçe Pierce sisteme uyum sağlamaya ve daha efektif oynamaya başladı. Kullandığı şut sayısının azalmasına rağmen oyuna olan katkısı arttı. Yaptığı fedakarlıklar kendisine artı puan olarak dönüyordu. Şut isabet oranı sezon sonunda kariyerinin en iyi yüzdesi olurken, topu domine etmediği, dripling üzerine dripling yapmadığı için maçın sonlarında diri kalması da ona, normal sezonun son ayında üç maç üst üste game winner basketleri atma şerefini de beraberinde getiriyordu. Yine normal sezonun son ayında üçlük isabeti %47, saha içi isabeti %50 olarak tavana vurdu. Yine dinç kaldığı için faul yüzdesinde kariyerinin en iyi, top kayıplarında ise yine son beş yılın en iyi sezonunu geçirdi.

Şimdi bütün mesele, herkesin gördüğü yeni sistemin faydalarını PP'nin de farkedip farketmediği...

Henüz tam bir lider değil

Herşey sorunsuz bir şekilde devame ederken playoff'lar geldi çattı. Pierce playoff öncesi son yazımda ve seri boyunca yazdığım yazılarda da değindiğim üzere, Amerikalıların deyimiyle "on fire" idi ve kazanmak için herşeyi yapıyordu. Normal sezonda pek takılmadığı savunmada aslan kesilmiş, bir maçta 5 blok yapmış, hatta bir maça PF başlayıp O'Neal ve Dale Davis'i bile başarılı bir şekilde savunmuştu. Celtics açısından herşey çok doğru gitmese de, Pierce açısından fazla problem yoktu. Ta ki 6. maçtaki saçma sapan hareketine kadar...

Tamam, maç boyu kendisine sert fauller yapıldı ve hatta hakemler çok fazla tolere ettiler bunu ama sen takımın en iyi oyuncusu, hatta her şeyisin; ve rakip tabii ki seni yıldırmak ve oyundan düşürmek isteyecektir... Bu tür anlarda kendine hakim olup oyununa devam edeceksin. Gerçek bir süperstar ve lider böyle davranır, maç böyle kazanılır. Etrafındaki genç oyunculara Pierce'ın yaptığı gibi örnek olunmaz. 19 yaşındaki Kendrick Perkins'in, o çıktığında yerine faul atarken, yüzünde oluşan o ifadeyi hiç bir zaman unutmayacağım. O çocuğu o pozisyona sokmaya kimsenin hakkı yok. Carlisle'ın Perkins seçimi etik açıdan tartışılabilir ama Pierce'ın çocukça hareketi tartışılamaz.

Maç sonrası dalga geçmek için çenesine bağladığı bandaj çok kişiye komik gelmiş olabilir ama bir yetişkine ve bir takım liderine yakışmayan bir hareketti. Görünen o ki, genç takımla beraber onun da pişmesi gerekiyor.

Yine yakın geçip kaybettiğimiz beşinci maçın sonunda işler yoluna gitmediğinde, eski kimliğine bürünüp zorlama şutlar ve gereksiz driplinglerle maçın daha da kötüye gitmesine sebep oldu. Kötü giden şeyleri durduırması gerekirken sahada olup bitene ayak uydurup daha beter hale getirdi. Büyük bir oyuncuyu çok iyi bir oyuncudan ayıran soğukkanlı olıup karar verme yeteneğini gösteremedi.

Bütün bu olaylar Pierce'ın bir lider olmadığını açıkça ortaya koyarken, aynı zamanda henüz karakter olarak olgunlaşmamış olduğunu da gösterdi. Coach'u ile de problemleri olması, onu böyle takas piyasasının ortasına atıverdi.

Peki Pierce takas edilmeli mi?

Cevabım net: Karşılığında çok iyi ve takımı bir kademe yukarı taşıyacak oyuncular gelmedikçe (Duncan, LeBron, KG, Shaq, belki Wade ve Dirk) HAYIR, TAKAS EDİLMEMELİ.

Ve saydığım bu adamları Pierce için vermeyeceklerine göre de, kısaca takas edilmemeli.

Bu kadar kötü hareketini saydıktan sonra neden böyle bir yanıt verdim?

Başa dönelim:

Bu adam bize bir lütuf.

10. sıraya düşmemesi gerekirdi...

Bıçaklandıktan sonra oynayamaması gerekirdi...

Celtics tarihinde Bird'den bu yana en büyük yetenek olmaması gerekirdi...

Tüm çocukça hareketlerine karşı iyi niyetli, takım konseptine uyma adına sayısından tutun, toptan vazgeçmesine kadar bir çok artı özelliği var.

Ayrıca playoffta bahsettiğim bazı maçların sonunda bazı şeylerin kötüye gitmesi ve tekrar eski PP kimliğine bürünmesi de sadece onun kabahati değildi. Maç sıkıştığında Pierce için özel bir oyun düzenleyemeyen, alçak postta kendisine tek pas indirtemeyen, onu en sıcak olduğu anda bile oyundan soğutan kişi, coach Rivers'ın ta kendisiydi. Carlisle bütün seriye hükmederken Rivers hep seyretti. Yine Pierce, seri boyunca istikrarlı bir şekilde iyi oynayan tek Kelt'ti. Bazı maçlarda takım arkadaşları destek verse de asla sağlam bir destek alamadı ve bence sürpriz bir şekilde ilk turda elendik.

Pierce konusunda sonuç olarak şunu söyleyeceğim; sisteme ilk başta normal olarak adapte olmakta zorlansa da, daha sonra elinden geleni yaptı, playoffların sonunda yine aynı hataları yapsa da bu tamamen onu suçu değildi ve herşey iyi niyetinden, takımı kötü durumdan kurtarma çabasından ötürü oldu.

Öte yandan Pierce üzerine düşenleri kısmen yapmazken Rivers da üzerine düşenleri yapmadı kanımca. Suçları ortak, hatta Rivers'ınki daha fazla. Bu yetenekte ve demir gibi, antrenman kaçırmayan, iş etiği yüksek bir oyuncuyu öyle pazardan mal alır gibi bulamazsınız, kaybedemezsiniz. Kadroda genç yetenek sayısı fazla, Gerald Green ve Gomes ile de yeterince upside'ı olan bir takım haline geldik. Daha fazla abartmaya gerek yok. Pierce'ın varlığı, bu gençlerin oyunu öğrenirken kazanma alışkanlığını edinmeleri açısından şart. Hatta takıma bir kaç veteran daha katmakta fayda var. Yeni bir Bulls veya Clippers olmaya gerek yok. Zaten Danny Ainge bunu gayet iyi biliyor ve Pierce'ı öyle kolay elden çıkarmayacağını gösterdi. Magloire ve Maggette tekliflerini reddederken, dedikodusu geçen olası Redd-Ray Ray (S&T) takaslarına "saçmalık" damgasını yapıştırdı. Fakat tabii Ainge'in dediklerini her zaman iki kere düşünürüm zira ne zaman ne yapacağını kestirmek çok zor. Her hareketi öncekinden iyi olsa da, sanırım hiç bir zaman bu duygudan kurtulamayacağım.

Evet, kalmalı; ama istiyor mu?

Tabii bir de madalyonun diğer bir yüzü var; Pierce ne düşünüyor acaba? Açıkçası çok mutlu değil gibi. Hem dönen dedikodular, hem Ainge'in takımla ilgili izlediği yol (gençleştirme politikası) Pierce'ı pek mutlu etmiş görünmüyor. Henüz sesi soluğu çıkmasa da, her an "beni takas edin" cümlesi gelebilir.

Zaten Danny Ainge, Pierce'ı takas etmenin nelere malolacağını biliyor ve "Pierce'ı takas etmeyi düşünmüyorum ama 27 yaşında, önümüzdeki 3-4 yıl kariyerinin en iyi sezonları olacak. Genç bir takımda kalmaktan memnun olmayacak ve kazanacak bir takıma gitmek isterse, takımda olmaktan mutsuz ise bunu anlayabilirim" diyerek topu Pierce'a attı.

Pierce gururlu bir adam ve takasını kolay kolay istemez, "başaramadı, kaçtı" dedirtmek istemez kanımca. "Beni takas edin" derse, zaten bir dakika takımda kalmasını istemem. Red amcanın dediği gibi; "mutlu bir oyuncu daha iyi bir oyuncudur."

Artık Pierce'ın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyoruz, Ainge sanki bu açıklamalar ile sorumluluğu kendi üzerinden atarak Pierce' a yol gösterdi gibi. Onu ucuza takas etme riskini göze alamıyor ve olası bir takası Pierce'ın istemesi onu büyük bir sorumluktan kurtaracak. Şimdilik herşey beklemede. Ortada bir takas görmüyorum, ta ki Pierce patlayana kadar. Ama açıkçası bunu da olası görmüyorum. Mutsuz olsa bile takas istemeyecektir bence.

Neyse, Pierce'ı bırakıp draft ve FA pazarına göz atalım.

FA piyasası

Açıkçası FA piyasası pek ilgimizi çekmiyor. Kendi FA'lerimizden GP ile yolları ayıracağız. GP için Celtics bir opsiyon olsa da, bizim için o bir opsiyon olmaktan çıktı. West ve Banks ile devam edeceğiz gibi. Ainge iki genci yedekleyecek bir veteran gard almak istiyor. Mid-level'ın bir kısmını harcayabileceğimiz bir gard. Daniels ve Watson'ın piyasaları yüksek, onlar olmaz. Aklıma da bir şey gelmiyor. Jasikevicius ismi dolanıyor. Onun Pacers'ı tercih edeceğini sanıyorum, Avrupa'da kalmaz ise. Bence hayırlısı, Banks ve West ile devam etmek.

Antoine için ilk talip Rockets oldu ama onlar en fazla mid-level verebiliyor. Biz istediğimiz kadar yükseğe çıkabiliriz. Rockets ile sign&trade yapsak bile dönüşünde birşey alamayacağımız ortada. Belki Wesley olur (veteran bir gard olarak işimizi görür) yahut Mike James ama yanlarına birşeyler daha katılması gerekir, ki zor gibi. Tahminim, Walker kalırsa Pierce sesini çıkarmaz ama giderse bir ihtimal etrafı sallayabilir ve beklenen O cümle ağzından çıkabilir. Walker için bir başka seçenek de bence Knicks. Onlarla S&T yapabiliriz ama kim için? Açıkçası Knicks'de takımımda görmek isteyeceğim tek adam JYD ama bununla birlikte Walker'ın kalması tabii ki tercihim. İlla gitmek isterse yapacak şeyler kısıtlı. Kings son seçenek Walker için (şimdilik). Kings ile imzalarsa bakarsınız Pierce için Peja+X takası olur. Çok uzak bir ihtimal değil ama Peja da pek sevdiğim bir oyuncu değil ve takımın kendisine ve gelişimine Pierce'dan fazla ne katar, bilemiyorum.

FA piyasasından veteran bir gard ve bir uzun ile ayrılacağız muhtemelen. İsimler kim olur bilemiyorum ama sansasyonel isimler olmayacağı kesin. Mid-level'ı ikiye böleceğiz, ki bu parayla da pazardan bir şey alamazsın. Walker giderse, gelecek sezonu bu seneden daha kötü geçirmemiz muhtemel ama son draftteki üç takviye tek kelimeyle harika oldu.

Draft

Gerald Green 18. sıraya düşünce ikinci Pierce vakası oldu diyebiliriz. Sağ el yüzük parmağı kısaymış. Varsın kısa olsun. Hoş gelmiş, sefa gelmiş. Yeni T-Mac diyorlar. Kimbilir? 18. sıradan alınabilecek en iyi oyuncuyu aldığımızdan kuşkusu olan varsa beri gelsin. Müthiş şut yeteneği (liselilerin All-Star maçında 6 tane üçlük atmıştı) ve sıçrama yeteneği (aynı turnuvada smaç şampiyonu) 19 yaşındaki bir oyuncuda buluşuyorsa, ondan herşey beklenir. Boyu da bir SG için oldukça uzun ve bütün bu özellikler, inanılmaz bir kombinasyon oluşturuyor. Biraz ince ve daha hazır değil gibi fakat bizim acelemiz yok. Pierce ve Dicky var, hatta Allen. Dakika alması zor görünüyor 2-3 numaralı posiyonlarda ama Jefferson için de "sezonu IL'de geçirir" deniliyordu. Yaz liginde göreceklerimize kadar bekleyelim, rotasyona girip giremeyeceğine karar vermeden önce. Tek canımı sıkan, bir liseli için yaşının büyük olması. Ortaokulda mı, lisede mi ne sınıfı tekrar etmiş galiba. Normalde bir freshman veya sophomore olması gerekirdi kolejde. Neyse, olsun o kadar.

Gomes, Green olmasa 18'den seçmeyi düşündüğümüz bir oyuncuydu. Big East'in sayı kralı. Adamın kolejde yaptıkları tek kelimeyle harika. Josh Boone-C. Villanueva ve Rudy Gay'dan oluşan müthiş UConn potaaltını dağıtması bile kafi. Bu adam geçen sene NCAA'de 4 oynuyordu, "boyun kısa, NBA'de o pozisyonda barınamzasın" dediler, adam zayıfladı, inceldi ve şutunu geliştirdi, 3 oynadı bu sezon ve onu da kıvırdı. Tweener olarak görülüyor ve bu sebepten 50. sıraya kadar düştü ama size garanti veriyorum, bu adam NBA'de muhakkak ilk beş çıkacak. Pas geçenler pişman olacak, hatta Walker giderse rotasyonda sağlam bir yer bile bulur kendisine. Adam hazır. Dediğimi hafife almayın.

Orien Greene ise 82'li. Çok sağlam bir upside'a sahip değil ama asla küçümsenecek bir oyuncu değil. Yaşadığı sakatlıklar hep onun gerçek potansiyeline ulaşmasına engel oldu ama yine de 53'e düşmemesi gerekirdi. Bir PG için 6-5 boyu ile uzun sayılır. 38 inch zıplama yeteneği ve uzun kolları sayesinde müthiş bir savunmacı. Celtics workout'unda Jarret Jack ve Roko Ukiç'i zaman zaman gölgede bıraktı. Bence en büyük dezavantajı, çok fazla genç oyuncunun olduğu bir takıma gelmiş olması. Takıma girmesi zor görünüyor şayet FA piyasasından oyuncu alırsak, sezonu NBDL'de geçirir diye tahmin ediyorum; ama beni yanıltacak yeteneğe sahip, ki gelecek bir takas ile ona da yer açılabilir.

Özetle mükemmel bir draft oldu bizim için ama ben bu sefer Ainge'i kutlamayacağım. Zira onun çok da büyük katkısı olmadı. Green ve Gomes kucağına düştü. O sadece üzerine düşeni yaptı. Neyse, ondan önceki salakların yaptığını yapmadı en azından. Geçen yılki draft Ainge'in eseriydi ama bu seferki diğer GM'lerin ona bağışıydı, o da affetmedi. Yine de helal olsun!

kaynak: www.batug.com
_________________
güzelliği erdem süsler
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Yahoo Messenger MSN Messenger
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    0 Forum Ana Sayfası -> NBA Forum Tüm saatler GMT +10 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Powered by phpBB 2.0.7 © 2001 phpBB Group
phpBB port v2.1 based on Tom Nitzschner's phpbb2.0.6 upgraded to phpBB 2.0.4 standalone was developed and tested by:
ArtificialIntel, ChatServ, mikem,
sixonetonoffun and Paul Laudanski (aka Zhen-Xjell).

Version 2.1 by Nuke Cops © 2003 http://www.nukecops.com






Alan Adı tescil
eXTReMe Tracker

Sitenin tüm hakları MaviLim.Net ekibine aittir. Site en iyi 1024X768 şeklinde görüntülenir.

Web sitemiz PHP-Nuke (© 2003) kodlarına sahiptir. PHP-Nuke GNU/GPL lisansı altında dağıtılan ücretsiz yazılımdır.
Sayfa Üretimi: 0.235 Saniye