Şarkı Sözleri
www.Mavilim.Net - SarkI sozleri , Siir , Arkadaslik hatti , Fikra , Itiraf , Yemek tarifleri , Chat , Sohbet , Resim , Oyun , Hoteller , Moteller: Forums

0 :: Başlığı Görüntüle - New York Knicks
 SSSSSS   AramaArama   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olunÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun   LoginLogin 

New York Knicks

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    0 Forum Ana Sayfası -> NBA Forum
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
andrewpasey
Babacan
Babacan


Kayıt: Jun 27, 2005
Mesajlar: 87

MesajTarih: Cmt Tem 30, 2005 3:10 am    Mesaj konusu: New York Knicks Alıntıyla Cevap Ver

Layden'in gidişinin, Isiah Thomas ve Stephon Marbury'nin gelişinin ardından tüm Knicks taraftarları gibi heyecanlanıp ümitle dolduktan sonra, bu sayfada benim kalemimden üç bölümlük Knicks Revolutions adlı bir dizi yayınlandı. Bu hamleler, sportif başarı ve finansal durum açısından batmakta olan kulüp için bir dönüm noktası, bir U dönüşü oluşturabilirdi. En azından yeni bir başlangıç sayılabilirdi. Arkası getirilebildiğinde, kulübü eski güzel günlere döndürebilecek kadar radikal değişikliklerdi zira. Dolayısıyla o üç yazı da, bu durumdan ve ihtimallerden kaynaklanan heyecan ve ümidin izlerinin bir çok satırda görülebileceği yazılardı.

Gelin görün ki Knicks Devrimi, Bolşevik Devrimi'ne benzedi... Benzedi diyorum ama sadece başlangıcı ve takip eden süreci itibarıyla... Yoksa ortada ne 70 küsur sene sürecek bir alternatif medeniyet var, ne de onun beslediği ve ona inanan insanlar... Hatta daha da kötüsü, Knicks Devrimi, sonradan önayak olup liderliği ele geçirenlerin gerçek yüzlerinin belli olduğu Bolşevik Devrimi'nin gibi, gizli-kapaklı ve art niyetli olsa dahi kendi içinde mantığı ve hedefleri olan bir hareket olmaktan çok uzaktı.

Kıyaslamaya bununla girdik, bununla bitirelim; Knicks Devrimi, başarısız olup 10 sene sonra bir karşı devrimle çarlık rejiminin ve o dönemin kusurlarının daha da berbat halde geri geldiği başarısız bir Bolşevik Devrimi'ne benzedi. Niye ve nasıl?

İlk adımı attı, yan gelip yattı!

Yazmaya bir seneden fazla süre ara vermiş olduğum için, bu yazıya, sıkça yapacağım ve uzunca olabilecek alıntılarla devam edeceğim, sizlere sıkıntı vermem ihtimali var, kusura bakmayın.

Son olarak yayınlanan "Knicks Revolutions Part III: Let's Find an Identity" başlıklı yazımın ilk paragrafında şöyle demişim:
"Thomas'ın gelişi, ardından takıma Marbury'yi getirişi, sonra takas döneminin bitmesi, takımın yakaladığı hava ile playofflara kalacak gibi görünmesi ve buna odaklanılması, zaten herhangi bir manevra için gerekli ve yeterli ne maddi, ne manevi kaynak bulunmasını engelliyordu. Kaldı ki, bir anda yönetimin tepesinden sahadaki oyunculara dek tesir etmiş değişikliklerin ardından şöyle bir mola verip arkaya yaslanarak oluşan tabloya, bunun kulübü nereye götürebileceğine, neresine ne rötuş yapılmasının lazım olduğuna bakmak gerekiyordu. Kısaca, yeni yönetici, koç ve oyuncuların bir arada, takımın sahadaki oyununa ve lig klasmanındaki performansına ne gibi bir etkide bulunabileceklerini görmek, sonraki hamlelerin vâdesini ve niteliğini, niceliğini buna göre tasarlamak, yapılması gereken en sağduyulu hareket olacaktı."

Bugün gelinen noktaya bakıp başarısızlığın sebeplerini araştırdığımızda, kulübe U dönüşü yaptırabilecek o radikal hamlelerin ardından yapılanlarda, yukarıda bahsettiğim sağduyudan eser olmadığını görebiliyoruz. O sezonun sonunda takım playofflara kaldı, bunu yaparken de ilk turda Pacers ve Pistons ile eşleşmektense Nets'i gözüne kestirdi. İlk turdaki 4-0'lık sweep, netice itibarıyla Knicks'in bu aşamada yaptığı tercihin boş olduğunu, daha doğrusu henüz böyle bir tercih yapacak vaziyette olmadığını gösterdi herkese. Konuyla ilgili yorumum ise şöyleydi:
"Layden'in gidişi ve Marbury'nin gelişinin yarattığı heyecanın dinmesinin ardından, playoff gerçeği pembe gözlüğümüzü beklendiği gibi düşürdükten sonra artık hepimiz takımımızı daha iyi biliyoruz, tanıyoruz; tamamlanması gereken eksiklikler iyice ortaya çıktı, hâlâ bazı yanlışlar var düzeltilmesi lâzım gelen... Ve tüm bunlar için imkânlar da asla fazla fazla değil, 'yeterli'nin de altında, kısıtlı. Velhasıl, daha yapacak çok iş var."

Sonra da oturup o "sağduyuyla yapılması gereken çok iş"i tanımlarken kendimce mühim bir noktaya parmak bastım:
"Nasıl bir takımız? Nasıl olmalıyız? Knicks denince şu an akla, belli bir tarzı, havası, hedefi olan bir takım gelmiyor. Basketbolda bazı şeyleri iyi yapan, bazılarında yetersiz olan, artı ve eksilerini bilip buna göre sahaya çıkan ve bu çerçevede stratejilerle oynayan, kendisi hakkındaki bilgi ve tecrübesini kazanmak için kullanabilecek bir takım değil Knicks... Yani bir kimliği yok! Her maça çıkarken Knicks, rakibini kendisinden iyi tanıyor."

Zaten bu, o son yazının başlığıydı aynı zamanda... Peki çıkarın baştaki "Knicks Revolutions Part III" kısmını, kalan "Let's Find an Identitiy", aynı zamanda bu yazının başlığı da olamaz mı? Bence bal gibi olur. Çünkü takım, bırakın eski haline gelmeyi, NBA'de o noktalara gelmek için başlangıç oluşturabilecek başarılara ulaşabilmek için en gerekli olan o engeli dahi hala aşamadı, aradan 1,5 seneye yakın zaman geçmiş olmasına rağmen... Hala aynı hendeğin önünde eşelenip duruyor. Buyrun:

Nereden nereye mi? Oradaydık, oradayız!

Takımın o dönemki payroll'u, yanlış hatırlamıyorsan 100 milyon dolar civarında ve Portland'ın ardından ikinci... Şu anki payroll 99 milyon 990 bin dolar, herkesin üstünde, birinci!

O dönemki kadroda bulunup da hem işe yaramadıkları, hem takıma yük oldukları için bir şekilde çoktan gönderilmesi gereken Penny, Shandon, Tim Thomas (ki burada Allan Houston'ı da sayabilirim, takımda olması onun suçu olmasa dahi) gibi adamlar kadroda kaldı ve o 100 milyonluk payroll'un yarısından fazlası, salary cap'in de hayli üstü, onlara ödendi. (Evet, amnesty clause ile Houston'ın -şu geride kalan sezonda Shaq'dan sonra en çok para kazanan oyuncu!- bu sezonki 20, toplamda 40 milyonluk alacağı, kontratı waive edilerek lüks vergisinden muaf hale getirilebilir, bu da bizi 80 milyona düşürür, bravoo, şak şak şak!)

Yetmiyormuş gibi, bırakın bu grubu dağıtmayı, onu takviye eden takaslar var: 2005 Şubatı'nda gelen ve bu sezon 10 milyona yakın para ödenecek Mo Taylor gibi... Geçen yaz Bulls'dan alınan Jamal Crawford gibi...

Esasen önceki sezon Layden gidip Ocak'ta Marbury geldiğinde duyduğumuz heyecan ve ümitten sonra, Ağustos'ta Crawford alındığında değil belki fakat sonradan ona 2010'a kadar giden extension verildiğinde kıllanmalıydık. Daha o zaman Isiah Thomas'ın bu işin ardını getiremeyeceği ihtimalinin çok yüksek olduğu kabul etmeliydik. O takdirde, sezon içinde Mohammed-Rose takası olduğunda da, geçenlerde geride kalmış tek çalışkan, vefalı takım oyuncusu Kurt Thomas Suns'a gönderilip Quentin Richardson alındığında da, belki bu kadar saç baş yolmaya gerek kalmazdı. Bekliyor olurduk, "kötü"nün "daha beter" olacağına hazırlıklı olurduk.

Marbury yönetiminde yepyeni ve kimliği olan bir takım oluşturmak, bu yolda gençlere zaman ve imkan vermek, onlardan "kendilerini başarılı olma hırsı ve çabası içindeki bir takımın oyuncuları olarak gören görev adamları" yaratmak yerine Thomas'ın tercih ettiği yol şu oldu: Sahada Tim Thomas, Penny, Shandon gibi adamlarla, olur da kalabilirsek playoffların ilk turunda elenmeden kaç galibiyet alabileceğimizi hesap ederek boktan basketbol oynamak, bu esnada Sweetney, Ariza gibi adamları kenarda oturtmak, hala Vin Baker'dan medet ummak, takımın tek istikrarlı ve çalışkan tarafı front court'u, onun tamamını oluşturan iki adam Kurt Thomas ve Naz'r Mohammed'i kimsenin anlam veremediği şekilde göndererek dağıtmak... Tüm bunlar olurken de, yeni bir başlangıç yapmak için takıma lider olarak getirilen Stephon Marbury'yi harcamak... (Eminim geldiğine memnun değil ve şu anda çok daha az paraya başka bir takımda başka tarz bir basketbol oynayabiliyor olmayı çok ister.)

Örnek çok, bakıp öğrenen, ders alan yok

Rebuilding'i beceren veya en azından bu yolda belli aşamalar kaydeden takımları biliyoruz, görüyoruz... Nuggets ve Grizzlies, titiz ve planlı yönetim, dikkatli harcanan ve yüksek olmayan meblağlarda para, gençlere inanılması, onlar için çaba sarfedilip yatırım yapılması ve fırsat tanınması, doğru veteranlarla saha içinde ve dışında tecrübeden faydalanılması, ortaya çıkan kadronun çeşitli ve dengeli yapısı itibarıyla oluşan ve ortaya konan kazanma isteği ve mücadele gücü, bunların da oynanan basketbola yansıması sayesinde bir kaç yılda bulundukları yerden çok daha üst seviyelere geldiler. Artık playofflara kalamama korkularını aştılar. Şu anda oyuncu alıp verirken çok daha rahat ve emniyetli davranabiliyorlar. Vardıkları noktadan kısmi ve geçici gerilemeler yaşayabilirler fakat çıktıkları "dip"e dönmeleri sözkonusu değil...

Düşünün ki bir dönemin iflâh olmaz takımları Warriors ve Clippers dahi beş sene önceki gibi değiller. Bulls benzer yöntemlerle başardı, kezâ Wizards... Jazz çok uzun ve ciddi bir dönemi noktaladıktan sonra dahi, yeniden yapılanma sancıları içinde yine de Knicks'in bulunduğu kadar aşağıda değil. Mavs biraz da paranın gücüyle Batı Konferansı'nda artık bir powerhouse, peki New York'un o kadar parası yok mu? Var, hatta fazlasını zaten harcıyor bir yandan! Lakers bir dönemi kapatıp yenisini açarken bocalıyor ama çekirdek kadrosu en azından ümidi koruyor, güven de veriyor. Heat bir takasla işi bitirdi, artık bambaşka bir takım statüsünde takas ve off-season planları yapabiliyor, hedefi bir anda çok fazla yükseltmeyi başardı. Cavs ve Bucks, dipte geçirdikleri dönemin kendilerine tanıdığı draft imkanlarıyla yeni takımlarını kurdular, geliştirme çabası içindeler ki becerdiklerinde amaçları direkt olarak playoff ikinci tur oluverir. Peki draft lotaryasını kazanma şansı yüksek "berbat" takımlarla aynı vaziyette olup daha kötü basketbol oynayan Knicks'in, NBA'de takımlar arasındaki rekabeti koruma amaçlı bu olanaktan niye bir türlü faydalanamadığını bilen var mı?

Ve aradan geçen iki-üç yıllık süre sonunda ligde tüm gelişmeler olurken, NBA'in şu anki tablosu bizi, Hornets, Bobcats, Hawks ve belki bir-iki takımla daha "losers club"ın içine koyuyor; üstelik "en çok para harcayan takım" sıfatıyla, sokakta alnında "ben bir geri zekalıyım" yazılı bir etiketle gezen adam misâli.

New York Who?!

Vaziyet işte budur... Ben oturup da şurada Marbury'nin yeteneklerinden, önümüzdeki sezon bitecek kontratlardan, bir sonraki sezon payroll'un 42 milyona düşeceğinden, Sweetney ve Ariza'nın gelecek vaadeden yeteneklerinden, Channing Frye'ın pişip belki iki-üç sezonda iyi bir front court elemanı olabileceğinden, Junk Yard Dog ile Malik'in gençlere iyi örnek olacak veteran role playerlar olmalarından, Larry Brown'ın head coach olarak gelebileceğinden bahsetsem, ne olan-biteni değiştirebilirim, ne de olup-biteceklerin en azından iki-üç sezon daha hayrımıza olacağını iddia edebilirim. Bunlar hem boş konuşmak, hem de boş lafın üzerine hayal kurmak olur. Zira yapılması gereken şey halen 1,5 sene öncekinin aynısı: Bir kimlik bulmak, kimliği olan bir takım olmak.

Marbury, Q-Rich, Crawford, Jerome, Rose, Sweetney, Ariza, Taylor, TT... Bunlar kağıt üzerinde berbat bir takım değil. Gelin görün ki sahada berbat bir takım.

Aralarında ciddi kafa veya sakatlık sorunlarına sahip oyuncu yok... Evet, tüm kabiliyetine rağmen TT, potansiyelini harcamış aylağın teki ama bu zaten eğer onu ilk beşe çakıp skor opsiyonu yaparsan sana zarar verir. Crawford, kimliksiz, stilsiz bir takımın eline her geleni potaya sallayan karavanacı Don Kişot'u olabilir, bu gençten mevcut kabiliyetleriyle katkı alamayana suç bulmak lazım biraz da... Marbury dünyanın en iyi niyetli, içten pazarlıksız, efendi adamı olmayabilir, peki ona ne verdiniz ki ne istiyorsunuz? Elinin altında, gözünün önünde sahada hangi takım var ki, "ben bunların lideriyim" diyebilsin, o sorumluluğu ve motivasyonu hissetsin?!

Bu sayfada yer alan Knicks Revolutions dizisinin ikinci bölümü olan "The Starbury Era"de farklı bir niyetle ara başlık olarak şu lafı sarfetmişim: "Sisteme adam değil, adama sistem..." Bu o zaman Marbury için ve o alındıktan sonra yapılması gerekenler üzerine söylenmiş bir cümle (ki Kidd'in gelişiyle benzer durumda kalan Nets, bu prensipten vazgeçmeyerek belli başarılara ulaştı, geriye düşüşü zor olacak şekilde çıtayı yükseltmeyi becerdi).

Velâkin o aynı cümle, bambaşka bir anlamda takımın şu anki durumuna da lappadanak uyuyor... Knicks; bir Suns, bir Spurs bir Mavs, Nuggets gibi, basketbol ve mücadele tarzı belli, sistemi oturmuş ve takımla ilgili hamleleri de bu sistemi destekleyecek biçimde olması gereken, kısaca kimliği ve çekirdeği ortada bir takım değil. Elinde de zaten, işte tam da bu sebeple sahada mahalle basketbolu oynayan adamlar var. Yapılması gereken, eldeki değerlerle kişilikli bir basketbol hedefi koyup kısa zamanda başarı beklemeden, sadece bu stili oturtmak için çalışmak. Elindekilerle becerebileceğin şeyleri çok iyi analiz edip playoffu mlayoffu değil, sadece yapabileceklerini en iyi şekilde yapmayı, ilk etapta bunu başarmayı hedef koymak. Ve ardından bu sisteme uyacak oyuncuları takıma getirmeye çalışmak, gençlerden bu sisteme uygun oyuncular yaratmak. O zaman oynadığın basketbolda da bir tarz olur, takımının da bir kimliği, kişiliği olur. Bunun için sahada veya kenarda büyük isimlere, büyük paralara gerek yok... Önceki sezonki Jazz gibi; sahaya yüreğini koy, adam gibi mücadeleni ver, bana da yeter, emin ol sana da.

Vaziyet böyle olduğunda zaten takımın eksiklerini de bilirsin, fazlalarını da... Arayacağın, almak isteyeceğin oyuncular bellidir; onlar sadece bilinen isimler değildir, belli şeyleri yapabilen, belli bir mentaliteye sahip adamlardır. Bu şartlara uyan adamlara bakarsın, harcayacak paran veya takas gücün yokken her tezgaha çıkana veya FA olana, her waive-buyout edilene arsızca ve şuursuzca sulanmak yerine... Aksi takdirde, elinde Kurt Thomas gibi NBA pota altlarının tozunu yutmuş bir tecrübe abidesi varken onun yanındaki gelecek vaadeden Nazr Mohammed'i Malik Rose karşılığında takas edersin ve bunun sebebini, anlamını kimseye izah edemezsin. Tabii bir sebebi, anlamı varsa.

Benzer haltı, Houston dururken Crawford'ı alıp ona bir de extension verdiğinde, ardından Quentin Richardson'ı takasla getirttiğinde de yemiş olursun. Kazanabileceğin genç Jamal'i takımdaki pozisyonu ve geleceğiyle ilgili şüpheler içinde bıraktığınla, yapması gerekeni bilerek sahada mücadele edeceği yerde kafasını meşgul edip elini kolunu bağladığınla kalırsın. Ne diyeceksin, "Ben yeni CBA'de bir amnesty clause olacağını biliyordum, Houston'ı yok saydım" mı?

Peki eski Knicks ruhunun takımda kalan son temsilcisi Kurt Thomas'ı niye harcadığın sorulduğunda ne palavra sıkacaksın artık? Cevabın "Jerome James ikisinin yaptığı işin fazlasını yarı fiyata yapacak, beş yıl boyunca Knicks pota altını sırtında taşıyacak" olabilir mi?

Thomas, bu kafayla olmaz!

Bir sistem ve bir kimlik konusundaki fikirlerimi zırt pırt her yazıda tekrarlamak istemiyorum ama takımın battığı çamurdan çıkamamasını da öncelikle buna bağlıyorum. Ne yaptığını, ne yapacağını bilmemek, düşünmemek kadar kötüsü yok bu işte. O zaman her yaptığın, seni daha da batıracak beyhude ve şuursuz bir çırpınış oluyor. Geçen gün Jerome James takasının ardından Kaan Kural ile konuşuyorduk. Önce Layden'in, ardından şimdi de Isiah Thomas'ın deli saçması hamlelerinin zırvalığından ve takımın gördüğü zarardan bahsederken Kaan dedi ki, "Abicim peşpeşe bu kadar aptalca hareket, sadece kötü yönetim değil, olamaz. Hiç bir kötü yönetim bu kadar yaptıklarından ders almadan, hiçbirşey öğrenmeden ve ardından daha kötülerini yapacak şekilde bir süreklilik gösteremez. Ortada sanki kasıt var!"

Kasıt mevzuunu Layden zamanında dile getirmiştim, şakayla karışık. "Layden'in Nets ajanı olduğundan şüpheleniyorum" benzeri bir cümleyle... Isiah Thomas da Pistons ajanı mı acaba?!

Şaka bir yana, ortada böyle bir kasıt arayacak kadar paranoyak bir komplo teorisyeni olmadığımı sanıyorum, geriye de tek seçenek kalıyor: Isiah ne bok yediğini bilmiyor. Kafasında takımla ilgili değil ama kendisiyle ilgili bir plan var; ne devam ettikçe takımı düze çıkaracak, ne de herhangi bir sonuca ulaşıp ona fayda sağlayacak... Onun derdi, büyük paranın üstünde oturup acayip bir takasla Knicks'i bir anda contender bir takım haline getirmek, sonra da hem GM, hem coach olarak başarının yüzde 90'ını cebe indirmek... Fakat olacak olan bu değil zira kendi zekâsını abartıyor. O hala bu hayalleri koyarken aynısını Riley pekâlâ Miami'de başardı, hatta tekrar takımın başına geçmek için bir nabız bile yokladı da henüz erken olduğunu farkedip çarketti, bizimki 1,5 sene önce olduğu yerden habire daha da geriye gidiyor! En sonunda işler iyice sarpa sardığında tüyecek, adım gibi eminim, üstelik seksen tarafa çamur sıçratıp herkesi suçlayacak bunu yaparken, Knicks gibi başka bir takım daha bulabilmek için sonraki durağında.

Umarım Thomas, kendisiyle ilgili bu planının Knicks'i kullanarak hayata geçirmeyi tasarladığı bölümünün gerçeklerle ilgili olmayan bir saçmalık olduğunu görür... Kendi başarısı için önce takımın başarısının şart olduğunu anlar... Emrindekilerle birlikte, kimlik ve sistem sorununu aşmak için orta ve uzun vadeli akılcı planlar yapıp sebatla bunlar üzerinde çalışır. Vandeweghe'in, West'in, Colangelo'nun, Grunfeld'in başardıklarını, ancak onların yaptıklarını yaparak, gittikleri yoldan giderek başarabileceğini idrak eder.

Yoksa, kimliksiz-kişiliksiz, sistemsiz ve takım olmayan bir basketbolcular topluluğun başına, asla bu tip bir kadroyu yönetemeyecek, geçmişteki başarılarında böyle bir üstesinden gelmenin izi bulunmayan ve sağlığı nedeniyle kariyerinin geleceği zaten belirsiz Larry Brown'ı getirmek, sadece ve sadece ortaya sıçıp her transaction'da üzerinde bir parça daha eklediği pisliğin üzerine tüy dikmek olur.

Adam orada hâlâ ne yaptığını bilmeden, sonuçlarından ders almadan takımı mahvetmeyi sürdürürken, biz de oturup burada sistemdi, kimlikti diye dizimizi döveriz.

"Kimbilir, belki de Kaan haklıdır, herifçioğlu Detroit ajanı, kasıtlı yapıyor" diye düşüneceğim ama...

New York Knicks kaç zamandır Detroit'in ajan sokup mahvetmesine değecek bir rakip değil ki!

www.batug.com
_________________
güzelliği erdem süsler
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Yahoo Messenger MSN Messenger
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    0 Forum Ana Sayfası -> NBA Forum Tüm saatler GMT +10 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Powered by phpBB 2.0.7 © 2001 phpBB Group
phpBB port v2.1 based on Tom Nitzschner's phpbb2.0.6 upgraded to phpBB 2.0.4 standalone was developed and tested by:
ArtificialIntel, ChatServ, mikem,
sixonetonoffun and Paul Laudanski (aka Zhen-Xjell).

Version 2.1 by Nuke Cops © 2003 http://www.nukecops.com






Alan Adı tescil
eXTReMe Tracker

Sitenin tüm hakları MaviLim.Net ekibine aittir. Site en iyi 1024X768 şeklinde görüntülenir.

Web sitemiz PHP-Nuke (© 2003) kodlarına sahiptir. PHP-Nuke GNU/GPL lisansı altında dağıtılan ücretsiz yazılımdır.
Sayfa Üretimi: 0.228 Saniye